İç ses

DENİZ ÖZEN

 

Yüzümde asılı kalan ifadeyi gördüm tramvayın karanlık camında irkilerek. Bu kadar mı yorgunum? Gözlerimi gözlerime dikip bakmasaydım beş dakika öylece, uzundur es geçtiğim kendimi anımsayamacaktım sanki. Oysa camın hemen ardından akıp giden yaşam, dışarıdaki yağmurun hallaca çevirdiği insanların ritimleri, hızlanan karanlık, yaklaşan kış…

Sakin ol dedi tüm sakinliğiyle içimdeki.. Yanıt verdim; daha sakin olamam inan!
Durdu tramvay. Açıldı kapı. İndim yüzüme değen damlalarla. Olsun dedim, hızlanmayacağım..

Unutmanın en iyi yolu düşünmemek olduğunu çok oldu öğreneli ama tehlikeli bir patika bu. Ben bu hayatın sazanıyım sanırım. Hep aynı oltaya takılıp ölüyorum...Gerçi zibilyon tane iş uydurup, gerekli gereksiz koşturuyorum uzundur. Unutuyor muyum? Hayır! Al işte, yine anımsadım kendimi..Bir akis alıp götürüyor bu fotoğrafa..

Mutsuzluk demişti geçende bir karakter televizyonda, ayrık otu gibidir. Temizlemezsen çiçeğinin kökünü sarar. Zaman zaman yolup atmalı ki nefes alıp büyüsün çiçeğin. Öte yandan da iyidir ayrık otu. Kaynatıp içersin. Şifadır..

Her şeyi yaşamalı mı insan? Daha ne kadar öğrenmem gerekiyor ki? Oysa biz ‘hazır ol’da beklemelerdeyiz daima yeni ders için..Hazırlıklı olmak şart elbette ama, e abartıyoruz da bazen…

Abartıyorum ya da ben..

Depresyon mu diye soruyor içimdeki? Hiç özenme girmeye, izin vermem. Vermiyor da hakikaten. Hadi diyor bir istek; kalk filme git.. Sinemaları dolaşıyorum akşam akşam sırf sen ya da asıl ben, yani o işte, her şeyi yaptıran bana, mutlu olsun diye..

Çağan Irmak’ın yeni filmi: Issız Adam.

Hah! diyor bu defa, hadi hadi bu işte, bunu istiyorum. Bak göreceksin, unutacaksın. Giriyorum, izliyorum…Çıkıyorum.

Yüzümdeki aynı ifade, sinemanın tuvaletinde gözlerime bakıyorum..Ağlayarak bir kadın çıkıyor yan gözle bana bakarak. Sinemadaki tüm kadınlar ağladı jenerik akarken zaten..Oysa öyle çok ada, öyle çok Alper dolu ki çevremde, etkilenmedim öyküden.. Ağlayan kadınların masumiyeti kıskandırdı sadece, hepsi bu. Ben yeterince erkekleşmişim, yitirmişim kadınsı masumiyetimi..

Paltomun düğmelerini kapatıyorum rüzgar dolmasın içeri diye.. Elimde evimin anahtarı, dönüyorum habire aklımın içinde…Yorgun düşersem bu koşturmacadan, kapatacağım kapılarını bedenimin, sarılacak kirpiklerim kavuşmanın tılsımıyla, kızacaklar neden geciktirdim diye üstelik bana..

Elimi kaldırıyorum geçen dolmuşa, duruyor.. Bir Türk filmi de bulursam bu gece diyorum, işlem tamamdır. Yarına unuturum!

Bağırıyorum şoföre: Ne kadar?

Aynadan bakıyor yüzüme. Aynı yorgunluk. İrkiliyorum. Bir üçyüz abla diyor, çevirmeden bakışlarını..

(deniz(at)denizozen.net)