DENİZLE KONUŞMALAR / EMİNE BAŞA

Eller...


Sen elleri bilir misin Deniz?

Hani, üç kuruş gündeliğe yoksulluk toplar ya ülkemin güneşi kızgın toprağında; adı fındık olur, pamuk olur, mahsul olur ağanın tok karnında. Doymaz ki ağa! Köle eden bilmez açlığı. Cebi satın almaya dolu. Üst üste yığıldığı bir kamyonda devrilip ölür de o eller, hani toprakta izi kalır içi tohum dolmuş tırnaklarının. Utanmaz ki ağa! Onun elleri yok!

Sen elleri bilir misin Deniz?

Hani, Filistin'de taş atar ya güneşini örten simsiyah pelerinin üzerine; adı öteki olur, cahil olur, eşkiya olur karanlıkla beslenen vampirin kitabında. Doymaz ki vampir! Örten ve kan emen bilmez güneşsizliği! Kitabının sayfaları çok. Üst üste yığıldığı bir işgal parçasında ölür de o eller, hani diş boyu izi kalır içi bağımsızlık tozu dolmuş tırnaklarının. Utanmaz ki vampir! Onun elleri yok!

Sen elleri bilir misin Deniz?

Hani, yürüsün ve gülsün diye uygarlık düşündüğünü yazar ya ülkemin postal renkli panayırında; adı hain olur, kelepçe olur, zindan olur mahkemenin apoleti sağlam omuzlarında. Doymaz ki mahkeme! Beyaz olan bilmez siyahla yaşamanın kardeşliğini. Anayasasının kalbi özgürlüğe barikat. Üst üste yığıldığı bir ranzada ölür de o eller, hani duvarda izi kalır içi eşitlik yıldızı dolmuş tırnaklarının. Utanmaz ki mahkeme! Onun elleri yok!

Sen elleri bilir misin Deniz?

Hani, Irak'ta çocuklar bombalara yüzlerini kapatır ya pazar yerinin ortasında; adı etnik olur, temizlik olur, "böl ve yönet" olur "efendi"nin zulasında. Doymaz ki "efendi"! Parçalayan bilmez çiçeklerin düştüğü yeri. Bahçeleri kanla sulandıkça çorak. Üst üste yığıldığı mezarlarda ölür de o eller, hani taşında izi kalır içi yemin dolmuş tırnaklarının. Utanmaz ki "efendi"! Onun elleri yok!

Sen elleri bilir misin Deniz?

Hani, bir namlu soldurmasın diye goncasını yalvarır ya ülkemin kara bıyıklı saraylarında; adı töre olur, namus olur, erk'eklik olur kralın fermanında. Doymaz ki kral! Erk olan bilmez goncanın içinden geldiğini. Sırça sarayı kırıldıkça çıplaklığı azrail. Üst üste yığıldığı gazete sayfalarında ölür de o eller, hani mürekkepte izi kalır içi masumiyet dolmuş tırnaklarının. Utanmaz ki kral! Onun elleri yok!

Sen elleri bilir misin Deniz?

Hani, çıbanının acısına aldırmaz da inadına dokunur, okşar, keşfeder ya teriyle sırılsıklam, hani hiç durmadan aşk yakar ya ruhunun ıssız dağlarında; adı sadece ten olur, isi silinmiş taş olur, hiç olur korsanın hazine sandığında. Doymaz ki korsan! Yağmalayan bilmez dağlardaki çıbanın içindeki inciyi. Haremi çoğaldıkça iki gözü de kör. Üst üste yığıldığı bir mağarada ölür de o eller, hani neminde izi kalır içi kül dolmuş tırnaklarının. Utanmaz ki korsan! Onun elleri yok!

Sen benim ellerimi bilir misin Deniz?

Ellerim fındık toplamadı kızgın güneş altında, taş atmadı o simsiyah pelerine, kelepçe vurulmadı geçsem de panayırdan, yüzümü kapatmadı uzağıma düşerken bombalar, canımı alma diye babama yalvarmadı...

AMA BİLDİ!

Çünkü benim ellerim var Deniz. Elleri olan bilir. Elleri olan hisseder dünyanın öbür ucunda esen rüzgârı, fırtınayı, boranı... Elleri olan görür karanlıkta bile evrenin kuyusunu. Elleri olan duyar bir şiirde ağlıyorsa dize. Ah! Eller utanır, eller hüzünlenir, eller öfkelenir, eller neşelenir, eller sever be sever!.. Çünkü sadece eller beynimize boyun eğer.

Evet, benim ellerim bir tek aşk yaktı dağlarda. Nasıl anladın Deniz?! Hiç durmadan dokundu terini akıtıp, okşadı, keşfetti yalnızlıktan kararmış bulutların hücresini. Nasıl anladın?! Bu yüzden tırnaklarının morluğu, bu yüzden parmaklarının şişi boğum boğum, bu yüzden avuç içlerinin yaktığı ateşe özenmesi...

Benim ellerim var Deniz!
ON-LA-RIN elleri yok!
Bu yüzden çizemez Abidin (*) mutluluğun resmini.
Bu yüzden haykırır şair:

//sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?
1961 yazı ortalarındaki küba'nın resmini yapabilir misin?
çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad?//(**)

Yapamaz Abidin!
O'nun da elleri var.
ON-LA-RIN elleri yok!
Benim ellerim var!

Hadi al hasta ellerimi Deniz, Abidin'in ellerinin arasına koy.
Abidin, ne isterse yapsın ellerimden.


.........................
   * Abidin Dino
** Nazım Hikmet

http://www.eylulguz.blogcu.com