1962:
2 Ocak 1962 günü, Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Fındıklı (Kursan) köyünün Yavanenci mezrasında doğdu. Ahmet-Gülüzar Şimşek çiftinin ilk çocuğuydu. Doğduğunda, babası İstanbul’da alışmaktaydı. Hüseyin Şimşek henüz iki buçuk aylıkken, babası geçirdiği vinç kazası sonucu yaşamını yitirdi. Baba Şimşek bir oğlu olduğunu, kazadan sadece birkaç hafta önce öğrenmiş, yakın arkadaşlarına ziyafet çekmişti. Ne yazık ki ne baba oğlunu, ne oğul babasını görebilecekti.
Şimşek ailesi, Kırmancki konuşan Anadolu Alevilerindendi. Asya’nın Lulan bölgesinden başlayan göç, Azerbaycan Horosanı, oradan Muş-Varto ve Tercan’ın Güzbulak (Pelegöz) köyüne kadar getirir onları. Aileler çoğalıp topraklar azalınca, yeni göç yolları görünür. Ama bu sefer öyle çok uzaklara değil. Şimşek'in büyükbabası, karınlarını doyurmayan kendi topraklarını bırakıp, komşu Fındıklı köyüne bağlı Yavanenci’ye yerleşir ve yarıcılık yapmaya başlar.
1968:
Yaşadıkları mezrede okul olmadığı için, büyükbabasının göç ettiği eski köyleri olan Güzbulak’ta, orada kalan yakın akrabalarının yanında kalarak, altı yaşında ilkokula başladı. Bir yıl kayıtsız devam etti. Sonraki yıl yedi yaşına basınca artık o da resmen öğrenciydi. Köy okulundaki eğitim, üçüncü sınıfa kadar devam etti.
1972:
Tercan’da parasız yatılı bir okulun hizmete girmesiyle, dördüncü sınıftan itibaren burada sürdürdü eğitimini.
1974:
Şimşek’in, yatılıda orta okul bölümüne devam ettiği yıl, ailesi
İstanbul’a göç etti. Hayır, böylece Şimşek’in yatılı okul macerası sona ermedi. O, tatillerde İstanbul’a geliyor, okullar açıldığında yine yatılıya, Tercan’a dönüyordu. Son yıl, dokuz arkadaşıyla yatılı öğretmen okulu sınavına katıldı ve yedi arkadaşıyla birlikte öğretmenlik eğitimi almaya hak kazandı. Fakat, tatillerde gidip geldiği ‘rüyalar kenti’ İstanbul dururken, dört yıl daha, Sivas ya da Bitlis’te yatılı okumak istemedi.
1976:
Kesin olarak ailesinin yanına döndü ve İstanbul-Tuzla Lisesi’ne kaydoldu. Lisenin edebiyat bölümüne devam etti. İlk öykülerini, şiirlerini ve roman denemelerini bu dönemde yazdı.
1979:
Liseyi bitireceği yıl girdiği üniversite sınavında, istediği bölümleri tutturamadı. Önkayıtla öğrenci alan İzmit Yüksek Okulu Muhasebe Bölümü’ne kaydını yaptırdı ama okula devam etmedi. Hesabı, sonraki yıllarda; siyasal bilgiler, hukuk veya gazetecilik için şansını tekrar denemekti.
1980:
12 Eylül 1980 günü, Türkiye’de darbe yapılınca, liseli yıllardan
beri aktif siyasi faaliyet içinde olan Şimşek için de bütün hesaplar alt üst oldu. 25 Mart 1981 günü gözaltına alındı. 111 günlük bir gözaltı süresinin ardından tutuklanarak Metris Cezaevi’ne kondu. İllegal marksist bir partinin bölge yöneticisi olarak yargılanmak üzere, toplu bir davanın kapsamına alındı.
1985:
Yaklaşık beş yıl sonra, 15 Ekim 1985 tarihinde, yargılanmasına tutuksuz devam edilmek üzere serbest bırakıldı. Dava sonunda, 6 yıllık ceza aldı. Aldığı cezaya göre, yatması gerekenden çok fazlasını yatan binlerce gençten biri olarak, yeni bir hayata başladı. Okumak istiyordu, ama askerlik sorunu vardı. Üniversite kışladan, kışla üniversiteden belge bekliyordu. Askere gitmedi, üniversiteden de umudunu kesti.
İkinci Hayat
1986:
Liseden beri, en çok gazeteci ve yazar olmak istiyordu. Üniversite yolu kapalı olduğuna göre, bunun için başka kapılar aralamalı, başka yollar bulmalıydı. Ne de olsa, yüksek öğrenim yapması gereken yıllar hapiste geçmiş gitmişti! Metris’te olup bitenleri anlatmak üzere, İletişim Yayınları’nca çıkarılan haftalık haber dergisi Yeni Gündem’e gitti. Gazeteci Kürşat İstanbullu ve Belma Akçora’nın, Şimşek’in yanı sıra Mamak ve Diyarbakır cezaevlerinden de birer kişiyle yaptıkları kapsamlı röportajlar, derginin kapak konularından biri oldu. Bu arada Şimşek, tanıştığı iki gazeteciyle de mesleğe olan eğilimini paşlaşmış ve onlardan, yeni yayımlanacak haftalık bir haber dergisinde şansını deneme önerisi almıştı. 1986 sonbaharında, 2000’ne Doğru dergisinde muhabirliğe başladı. Aynı yıl, anne ve dört kardeşi, 1979’dan beri Avusturya’da çalışan üvey babasının yanına yerleşti.
1987:
Ekim 1987 itibariyle, gazetecilik mesleğini, haber dergisi Nokta’da, Gülay Göktürk’ün yönetimindeki Toplum-Yaşam Servisi’nde sürdürdü. Aynı yıl içinde, bedelli ve üç aylık askerlik yasasından yararlanmak için başvurdu. Eylül başında, Manisa Batı Kışla’ya teslim oldu.
1988:
Üç aylık askerlikten sonra, tekrar İstanbul’a dönüp, aylık politik dergi Yeni Demokrasi’de çalışmaya başladı. İlk edebi eseri olarak, ‘Ayrımı Bol Bir Yol’ adlı romanı, Belge Yayınları arasında çıktı.
1989:
1 Ekim günü, aylık politik dergi Komün’ü çıkaranlar arasında, yayın yönetmeni olarak yer aldı.
1990:
Komün dergisinde çalışırken, 1 Mayıs 1990 gösterilerinde, Şişhane’de çıkan olaylarda ağır yaralandı. Taksim İlk Yardım Hastanesi’ınde ‘tedavi ve gözaltı’na alındı. 11 günlük tedaviden sonra, sorgulanmak üzere, İstanbul 1. Şube’ye götürüldü. İki gün içinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bu davadan beraat etti. Karşı dava talebi, mahkeme heyetince kabul görmedi.
İkinci kitabı araştırma dizisinden ve yine Belge Yayınları tarafından yayımlandı: ‘Hapiste Doğanlar.’ Bir yıl sonra, yani 1991’de, yine aynı yayınevi, Şimşek’in ‘Eylül Şifresi’ adlı ikinci romanını sundu okurlarına. İlk şiir kitabı da 1991 yılında piyasaya çıktı. ‘Sömürge Kentlerin Aysız Geceleri’ adlı bu kitabı, Alan Yayınları basacaktı.
1992:
Haziran 1992’de, 160 yazar ve aydınla, ‘barış çağrısı’ yapılan bir dilekçeye imza attı. Haklarında toplu dava açıldı. Dava haberini, bir aylığına tatil/aile ziyareti için Avusturya’dayken gazetelerden öğrendi. Türkiye’ye dönüp, yeni yayın hayatına başlayan günlük Özgür Gündem gazetesine dışardan (telifle) yazmaya başladı. Bu, gazetenin bombalandığı güne kadar sürdü.
1993:
1 Mayıs 1993’te Aziz Nesin’in yönetiminde günlük Aydınlık gazetesi çıktığında, yüzü aşkın yazarı arasında Hüseyin Şimşek de vardı. Bir yıl sonra, Nesin’in çekilmesiyle farklı bir yayın çizgisine oturan ve haftalık periyoda geçen Aydınlık’tan ayrıldı.
1995:
1994-95 arasında, uzun işşizlik dönemleri başladı. Sırasıyla, dönemin haber dergileri Yankı, Yön, Aktüel ve Tempo’da telifle yazdı. Yurt FM ve Umut Radyo’da programlar hazırlayıp sundu. 1995 sonbaharında, Türkçe-Kürtçe onbeş günlük gazete Jiyana Nu’da haber müdürü, onu takip eden Roj’da ise yayın yönetmeni olarak çalıştı.
1994 yılında üçüncü romanı olan ‘Kızılötesini İstiyorum’ adlı eseri, Yön Yayınları’nın kitapları arasına girdi. 1995’te ise, ‘Ateş İnsan’ adlı ikinci araştırma kitabı çıktı. Kitabı Alan Yayınları bastı.
1996:
Ocak ayıdan itibaren Mecit Ünal, Emine Başa, Mustafa Köz, İlkay Örnek, Sefa Fersal, Sevil Kuvan, Nihal Keçe'nin de aralarında bulunduğu bir toplulukla 'Maskesiz' adlı dergiyi çıkardı. 'Maskesiz' dergisi iki yıl içinde 10 sayı yayımlandı ve son sayısı Ocak 1998 yılında çıktı. Farklı bir deneyim ve klasik yayından çok uzak olan 'Maskesiz', diğer yazanları gibi, Şimşek'in yaşamında da ayrıcalıklı bir yere sahip.
Aynı yıl, 1 Ocak günü yayımlanmaya başlanan günlük Demokrasi gazetesinde, Toplum Yaşam Servisi’ni kurarak yönetti. Haftalık makaleler yazdı. Aynı dönemde, Tuğrul Eryılmaz’ın yönetimindeki Radikal II’ye de yazı verdi.
1997:
Hürriyet Grubu’nun 1997’de çıkardığı günlük Yeni Ufuk’un yazıişlerinde görev aldı. Gazete üç ay içinde kapanınca tekrar işsiz kaldı. Bir süre sonra, Yön FM adlı yerel İstanbul radyosunda, ‘Aykırı Yön’ ve ‘İnsan Atlası’ adlı iki program hazırlayıp sundu. On yılı aşkın gazete, dergi ve radyo gazeteciliğinden sonra, 1998’in sonbaharında yayınevi alanına geçti. Kadıköy’de bulunan, Alkım Yayınları’nda editör olarak işe başladı. Hakkında açılan basın davalarının tümünden beraat etti, ama ceza alma ihtimali güçlü olan bir dava vardı: 1992’de açılan dilekçe davası.
İltica Yılları: Üçüncü Hayat
1998:
2 Mayıs 1998 günü Avusturya’ya uçtu ve iltica başvurusunda bulundu. Üç ay kadar sonra, dilekçe davasından 1 yıl hapis, 10 milyon para cezası kararı çıktı.
1999:
Ocak 1999 tarihinde, Viyana’daki bir grup Türkiye göçmeniyle, ‘Öneri’ adlı aylık dergiyi çıkarmaya başladı. Dergi, iki yıl boyunca 18 sayı yayımlandı.
2000:
18 Ocak 2000 tarihinde, iltica talebi kabul edildi; Avusturya’da oturma ve çalışma haklarına kavuştu. Farklı derneklerde tiyatro, şiir ve müzik gruplarını çalıştırdı, saz kursları verdi.
2001:
İki yıl boyunca, Avrupa’da yayımlanan günlük "Özgür Politika’’ gazetesinin kültür-sanat sayfasında, haftada bir makaleler yazdı. Aynı gazetenin ‘Ek’ adlı haftalık dergisinde deneme türü yazılarına yer verildi. Farklı alanlara yönelik dizi yazılar hazırladı.
Avusturya’ya yerleştikten sonra, Türkiye’de yayımlanan ilk kitabı, ‘Yüzünüz Karşı Duvar’ adlı şiir kitabı oldu.
2002:
Serbest grafiker olarak çalışmaya başladı. Viyana Belediyesi’ne bağlı faaliyet yürüten Viyana Entegrasyon Fonu’nun Türkçe yayını ‘Viyana Postası’ adlı derginin teknik işlerini yaptı. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun aylık dergisi ‘Canlar’ın yazı ve teknik işlerini üstlendi.
2004:
Şubat 2004’te, ‘Öneri’ adlı yayını, bu kez aylık gazete format ve içeriğiyle, yeni bir kadroyla çıkardı. Halen bu işini sürdürüyor.
2005:
Roman olarak dördüncü, kitap olarak sekizinci eseri olan ‘Bu Nasıl İstanbul, Peri Yayınları kuruluşu olan ‘Berceste Kitap’tan çıktı.
2006:
‘Öneri’ gazetesinin yanı sıra, televizyon gazeteciliğine de adım atarak YOL TV’nin Avusturya Temsilciliği’ni üstlendi. Halen, ‘Panorama Avusturya’ adlı programı hazırlayıp sunuyor.

